Tek Kalan Yalnızlık Yalnızlık - Yalnızlık Makalesi Full view

Tek Kalan Yalnızlık

İnsanların yüreğinin bir köşesine saklanmış bir yalnızlık vardır


Sahsıma Ben buna gönül yalnızlığı diyorum.

Hep var ve var olacak olan tatlı bir yalnızlıktır. Biraz da muziptir hani. Olur, olmaz zamanlarda yüreğinizden uzanır, bir defa gülümser.

Siz o gülümsemeyle üşürsünüz. Bir yalnız kalma isteği başlar.

Etrafınızda kim olursa olsun yüz çevirir, soğuk konuşursunuz.

İlla ki kendinizle baş başa kalacaksınız. Gönül yalnızlığınızı dinleyecek, onunla sohbet edeceksiniz.

İkna gücü de müthiştir bu gönül yalnızlığının. En sevdiği kelime ‘Ara!’ dır.

Bilmediğiniz bir şeyi aramaya başlarsınız. Başka biri mi, bir söz mü, bir gülümseme mi?

Ne aradığınızı bilmeden ararsınız. Karşınıza nihayet çıkar. ‘Tamam, bu aradığım!’ dersiniz.

Dışarıdan belli olmasa da sarılırsınız bulduğunuza. İlk anların sevinci vardır gözlerinizde.

Işıklar yanar. Aradan bir zaman geçer. Bir şey bulmuşsunuzdur ama ne olduğunu bilemezsiniz bulduğunuzun.

Sorgularsınız farkında olmadan. Bulduğunuzdan da hâlâ sakladığınız ümitleriniz sebebiyle vazgeçemezsiniz.

Belki aradığınızın bir parçası oradadır. Eminsinizdir. Gönül yalnızlığınızı yok edecek olan bulduğunuz değildir kesin.

Ama bulduğunuzda da bir şeyler vardır. Aradığınızın bir yerine benzeyen bir şey.

Bu düşünceyi sağlamlaştırmak için de ‘Bir parçası burada!’ dersiniz. Kopamazsınız. Gerçekten de aradığınızın bir parçası oradadır çünkü.

Ama yine olmaz bir zamanda başını çıkarır gönül yalnızlığınız. Yine bir arayış başlar. Aranılanın bir şekli, şeması var mıdır? Hayır.

Bu defa çizgiler çizersiniz çeşitli renklerde, kesinlerin yanına esnek çizgiler koyarsınız. Bir şekil koymaya çalışırsınız.

Sağını solunu çekiştirirsiniz. Muhtevasıyla oynarsınız. Açılarını değiştirirsiniz bu defa bakışların. ‘Bulmalısın!’ diyen bir ses devamlı şuur altında içten içe dolaşıp durur. Duymaz, görmezsiniz bu gezgini.

Beyninizdeki düşünce, aradığınızı bulmanız ve gönül yalnızlığınızdan kurtulmanız gerektiğidir. Bıkmışsınızdır artık kendinizle baş başa kalmaktan, kendinizi dinlemekten.

Bulmalıyım düşüncesi en kararlı haliyle ama görünmez bir şekilde yönlendirir sizi. İsyan edersiniz.

Kabul etmezsiniz aradığınızı. Ama bir şekilde aramaya zorlar gönül yalnızlığınız. Aradığınızın bile farkına varmazsınız. Ama bulunan her fırsat değerlendirilir, ilgi alanları biraz daha hassaslaşır. Ortak paydalar sorgulanır gizlice. Ve sevinç gölgelerden çıkar. ‘Buldum mu ne!’ Biraz tereddütlü bir yaklaşımdır her bulunanın ardından bulunana. Daha samimi, kendini tam anlatan bir görüntü ile bulunanın karşısına çıkılır.

Aslında söylenmek istenen ‘ Bana benze, ne olur bana benze!’ dir. Ama bunu ne arayan bilir ne bulunan.

Avuçlarınıza alırsınız bulduğunuzu. Okşarsınız, gülümsersiniz. Ilık bir şeyler akar içinizden. Isınırsınız. Heyecanlanmayı hatırlarsınız.

Sevginizi verirsiniz. En samimi halinizle gülümsersiniz. Gönül yalnızlığınız bir müddet görünmez ortalıkta. Duvarlarında ‘ Sen teksin!’ yazan odada büzülmüştür, görünmez. Tam ‘Bu!’ diyeceğiniz anda yavaşça uzatıp kolunu el sallamaya başlar.

Bakarsınız. Gönül yalnızlığınızdır. Bulduğunuza dönersiniz. Öncekinden farklı bir şey bulmuşsunuzdur bu kesindir. Sorgular başlar. Bulmuşsunuzdur fakat aradığınız her şey değildir bulduğunuz. Birilerine küstüğünüzü sanırsınız.

Kızgınlığınız da küskünlüğünüz de kendinizedir.

Yine içinizdeki kimseyi almadığınız odaya çekilirsiniz tek başınıza. Sorgular başlar dünlerle ilgili.

Anlamsızlık yarınları bürür. Bıkkınlık gelir bulamamaktan. Her şeyden vazgeçmeye hazırsınızdır. Bir an vazgeçersiniz.

Yaşamak bile umurunuzda değildir. Ne şafak güzeldir, ne gül, ne mehtap.

Bazen gözyaşlarınız eşlik eder duygularınıza. Olur-olmaz şeyde ortaya çıkarlar. Ya dışa doğrudur yönü ya içe doğru.

Mecburiyetlere tutunursunuz.

İnsan neyi arar da bulamaz. Milyarlarca insan içinde bulunamayan nedir? Koskoca dünyada aranan ve bulunamayan şey bir cisim midir, eşya mıdır? Bir şiir yahut şarkı mıdır?

İnsanın arayışı bitmez. Bitemez. Bitmeyecek de. Neden mi? İnsanın her yerde arayıp da dört dörtlük olarak bulamadığı nedir biliyor musunuz? Başkalarında bulmaya çalıştığımız şey aslında kendi suretimiz değil ama kendi ruhumuzdur.

İkiz gibi benzer. Aynı şeyleri yazıp aynı şeyleri okuyan, leb demeden leblebi diyebilen biri. Aldığı tat aynı olan biri, çizdiği resim aynı olan biri.

Bulmanın imkânsız olduğu yerde duruyor insan. Bulunanlar arasında aranılana en çok benzeyen özellikleri olanda kalmak, onu yaşamak, onunla yaşamak mümkün olmasa bile sanırım en iyisi.

Diğer türlü aynaya bakmak gerek her arayışta. Sonra da oturup ağlamak…

Sonunda Arkaya Baktığınızda  yanınızda olanı unuttuğunuzu anladığınızda  başlıyacaktır o yalnızlık

Kaynak : themirkin.org

Yorum yap