Hangi derdin dökümü bu? sizofren Full view

Hangi derdin dökümü bu?

İnsanlar garip söylemlerde bulunuyor, “gel kardeşim dertleşelim, dertleşelim bana aşklarını anlat” cümleye baksana kardeşim daha cümlenin başında derdin spoilerini verdin zaten. Biraz daha derin düşünüyorum, demek insanların en büyük dertleri, yaraları acıları hep bu aşk yüzünden oluyor. Tamam kabul oluyor, öyledir de lakin kardeşim herkes mi seviyor, herkes mi aşık herkesin tek büyük derdi gerçekten bu mu? Ne bileyim yani herkesin kapanmamış bir yarası mı var falan filan.

Herkes gibi olamam ben diye düşünüyorum, ya yaram daha derin olmalı yada böyle bir derde tabi olan biri olmamalıyım diyorum. Böyle deyince tabi tefekkür edercesine daha da derin düşünmelere dalıyorum. Yahu herkes seviyorsa, aşıksa dertliyse neden herkes aynı şeyleri söylüyor? Nasıl mı yani? “Abi çok sevdim be, taparcasına(haşa lan) sevdim ben” veyahut “O üzülmesin diye kendimi parçaladım ben. Harap ettim kendimi” daha da ilginçleştirelim “Öl deseydi ölürüm ulan onun için!” vs. klasik cümleler malum. Tabi bu örnekler çoğaltılabilir. Ama gel gör ki şöyle bir bakalım olaya,dertli kardeşlerimiz için o malum aşkları olmadı başkası oldu, başkasıyla evlendi, başkasıyla mutlu oldu hatta belki o derdine konu olan insanı günü geldi hatırlamadı bile. Öyle kardeşim. Eee tamam da nasıl dert o zaman bu şimdi? Hep işledim, işliyorum bu konuyu lakin diyorum acaba sevgi ile aşk arasında ki bu ince çizgiyi anlayabiliyor mu insanlar? Zannetmiyorum kardeşim herkes aslında bir senaryo yazıp kendini baş role atmak istiyor. Vallahi herkes müthiş bir oyuncu aslında lakin kendi senaryolarında böyle sadece. 1 kişiye bile bu oyunu anlatsa bitecek oyunculuğu kahrolacak yeteneksizlikten.

Çok derin bir felsefe yapıyorum şuan diplerde anlam arıyoruz anlamanızı beklemiyorum ama parça parça anladığınız kısımları aklınızda tutun sonra birleştirince en azından ana fikre ulaşacaksınız. Şimdi konumuza dönelim tekrar herkes dertliydi seviyordu ölüyordu aşkları vardı falan ama sonra başkası çıkıyordu bakıyorsun dert uçmuş gitmiş. Sonra başkasıda yüz üstü bırakınca bu sefer o dert oluyordu bu böyle böyle evliliğe kadar yol alıyor sanırım.
Evet son kısma geldik daha da derinleşiyorum sıkı tutunun, evlendi diyelim. Mutlu oldu o dillerine destan(!) aşkıyla yıllar geçirdi belki acısıyla tatlısıyla mesela 10 yıl 20 yıl neyse. E sonra hakkın rahmetine kavuştu malum aşıklardan biri vesselam diyelim ölümlü dünya. E kardeşim yas tutuyorsun 2 3 yıl sonra belki tekrar evleniyorsun. Ulan bu iş oyuncak mı, sadakat nerde derim ben mesela ki yanlış biliyorum ama devam edelim şimdi hadi önceki ölen kişiye aşıktın gerçekten diyelim bu sefer yeni eşini de seviyorsun malum diyelim sevdin falan, öncekine aşıksan yeniye ihanet ediyorsun peki yeni seviyorken de ölen eşine ihanet etmiyor musun acaba?

Ne bileyim yani ahirette diyelim ikisiylede denk geleceksin nasıl diyeceksin birinci eşine bak ben sana aşıktım ama bunu da sevdim. E hani aynı şeydi aşk ile sevgi diye o zaman bi soracak insan oha diyecek lan değilmiş. Yada acaba diyecek mi aşk diye birşey yokmuş meğer ben senide sevmişim onuda ?

Çok derinleşti ben bile karıştırıyorum siz parçaları akılda tutmaya devam edin çünkü biraz daha yürüyoruz şimdi, kardeşim şimdi bak ben karşılaştırmalar yaparken sadece sorguluyor olacağım, öyle düşünüyor veyahut öyle uygulamalarda bulunuyormuş gibi davranan biri olmayacağım. Sadece sorgulayacağız mantıken.
Bende aşk’ın gücüne hayran, onun hatırına ayakta duran bir insanım, belki diyorum biri gelecek ve aşkı bu hayatı güzel kılacak.Ama düşünüyorum ulan artık aşk diye bişey yok, sevgi var. Bir insanı ya seversin ya sevmezsin bu kadar basit değil mi? Başka bir ihtimali yok bu işin. Ama bu işte bazı hislerde işe karışınca bu sevgi aşka dönüşüyor tarzı bir enerji hüküm sürüyor. Ama hangi aşkta ihanet yok, hangi aşkta sadakat var. Kardeşim insan sözde “kör kütük” aşık iken bile başkalarını arzuluyor yalan mı. Ulan itiraf edin artık aşıksın seviyorsun ama gözüm başkasını görmüyor diye bişey yok. Belki o aşık olduğun şahsiyet yanındayken bile başkasını görüp arzuluyorsun içten içe, “neden o değilde bu amk?” dediğin bile oluyordur aşk böyle şereften yoksun bir duygu. Çünkü herşeyiyle yalana bağlı temeli. Ben sana aşığım gözüm başkasını görmez diye bişey yok kardeşim sizde. Ha bende var mı bilmiyorum bende de yok veya var bende varmışta sizi yargılıyormuşum gibi konuşmuyorum derinleştik malum yukarda da dedim yanlış anlamayacaksınız sadece birlikte sorguluyoruz.

Tekrar dönüyoruz konumuza şimdi, yalanlar, zanlar, sözde ölürüm biterim lafları vs. yapmacık gelmeye başlamıyor mu artık size, sorgulamayı doğru analiz edebiliyor ve kendinize bazı şeyleri kendinize itiraf edebilecek kadar olgun iseniz gelecektir. Eee o zaman ben burdan şöyle bir sonuç çıkarıyorum – aşk diye bir şey yok. Sevmek var, çok sevmek var – Çok sevmek derken aslında onuda derinleştirebiliriz lakin luzüm yok konu sapar. Genel anlamda böyle bi bırakalım.

Eee kardeşim uğruna canlar alıp canlar verdiğiniz, dağları deldiğiniz(!), gözüm başkasını görmez dediğiniz aşk size bir sevgi zannından öteye gidemez oldu?

Bu dünyada sevgi var, gerçekten var olmasa dünya dönmez. Dünya onun hatrına dönüyor bu bir gerçek. Bitirelim artık soruyu soruyorum: “Sevgi illaki var ona lafımız yok.Lakin aşk var mı” ah be kardeşim aşk var, aşk ne sana var ne bana bu gerçek aşk dünyada birkaç yüz kişide var sadece belki daha da az, ama genel bir istatistik olsun diye böyle bir limitsiz rakam verdim kıyaslayın diye. Kardeşim o bahsettiğimiz aşkı gerçekten gören bilen duyan çok az kişi var.

O aşk ki halvetten, şehvetten, gözden uzak. O aşkı görmek için terk-i dünya ehli olmak lazım. Aşka gözle görünende, güzellikte değil gönülde aramak lazım. Yukarda tekrar ederim 3. kez hatırlatıyorum bende bilmiyorum kardeşim bu bahsettiğim aşkı. Ben bilirim diyende bilmiyordur. Bu aşkı bilen biri gelipte bunları zaten okuyamayacaktır.

Ne güzel demiş Mevlana, “Ölümsüz aşk istiyorsan ölümsüze aşık ol” diye. Aynen öyle kardeşim.Ben size dini vaaz vermiyorum ne haddime. Sadece beşeri aşkın imkansızlığına vurgu yapıyorum. Yok artık öyle bi dünya, ne mutlu bu aşkı tadabilen yücelere. El Vedud ismiyle tenzih edilen yaratıcının, sevgiyi gerçekten hak edenin bir tek o olduğunu bilenlerin ölümsüzlüğüde aşikardır zaten.

Çok derinleşti kaybolduk lakin yukarı çıkma vakti artık nefes alalım.

Dünya gereksiz be kardeşim. Çok düşündükçe çok kayboluyorsun.

Kayboldukça umutların azalıyor.

Umutların azaldıkça tükeniyorsun.

Tükendikçe ölüyorsun.

Ve öldükçe de görüyorsun ki yaşamak bile gereksiz bu dünyada.

Her şey çok farklı geliyor, insanlar, hayvanlar hatta bitkiler bile.

İnançlıysan inancına sarılıyorsun ama onu da içten yapamıyorsun boşlukta kalıyorsun resmen.

Bu boşlukta kıyamet işte. Herkes kendi kıyametini farklı şekillerde yaşıyor aslında.

Kimisi aşka inanmaz, birisi gelir aşkı hissettirir ” gerçekten varmış ” der insan.
Kimisi aşka inanır, birisi gelir aşktan soğutur ” meğerse yalanmış” der insan.

Beşeri aşkın olduğuna gerçekten sizleri inandıracak bir insanlar karşılaşmanız dileğiyle.

Yorduk sizi okuduysanız vallaha helal olsun adamsınız.

Yorum yap