Hubal – Baal – Nemrud – Marduk Aldatma Full view

Hubal – Baal – Nemrud – Marduk

MUSA (as.) KISSASI-SAFFAT SURESİ (AYET.125,126) “Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah’ı bırakarak “Ba’l’e mi tapıyorsunuz?

BAAL.

İbranice בעל / Ba‘al, Akkadca Bēlu (m), Bēl, Ugarit, Finike, Ba‘lu (m), Bal, Samiriye Bāl, Aramca Be‘lu, MÖ 19. yüzyıldan itibaren Mısır da B‘r, Yunanca Βηλος, eski tarihçi Yosefus’a (Joshephus) göre Βααλ, Latince Belus, Hironimus’a (Hieronymus) göre Baal, Arapça Ba‘lu, eski güney Arapça B‘L, Etiopya Bā‘el olarak söylenir.Baal efendi, sahip, koca, kral (Molek) ve tanrı anlamlarına gelir.

Eski Ortadoğu bölgesinin ve Kartacalıların baş tanrısıdır.Fırtına ve yağmur tanrısı olan Baal verimlilik tanrısı olarak ta görülür ve yaygın bir biçimde tapınılan bir tanrıdır. Diğer adı Tammuz olan Baal, Marduk’un güneş olma özelliğini de taşır.

Merodak-Baladan adı Babil’in bir kralının adı olup bundan anlaşıldığı üzere Baal adı aynı zamanda Merodak olarak ta adlandırılan Marduk’tur. Bu şekilde Baal ilk olarak Babil’in baş tanrısı olan Marduk olarak ortaya çıkmıştır. Babil krallarından bazıları kendileri de bir tanrı olarak görülürler ve tanrılarının adlarını taşırlardı.

Marduk adının Babil’in kurucusu olarak gösterilen Nemrut (Nimrod)’tan geldiği düşünülür. Marduk ve Nimrod sözcüklerinin içeriğinde isyan etme anlamları bulunur.Marduk Semiramis’in oğludur. Semiramis gök kraliçesi ve kutsal anne olarak görülen bir tanrıçadır. Kutsal Anne Semiramis ve oğlu Nimrod (Marduk) inancı bu şekliyle Babil’den gelir.

Marduk reenkarnasyon ile yeniden dünyaya geldiğinde annesiyle evlenerek, bu kez oğlu olmak yerine, kocası (Baal: koca) olur. Annesinin adı da değişir ve İştar adını alır. Bundan böyle Marduk (Nimrod), Baal ve Tammuz olarak varlığını sürdürür.

Baal, İştar ve Tammuz Babil’in üçlü tanrıları olan Sin, İştar ve Şamaş’ın devamıdır.Şamaş sümererlerde güneş tanrısı idi.

Arapçaya şems(güneş) olarak geçti.batı dillerine sun(ingilizce),sonne(almanca) olarak geçti.Sunday böylece güneş günü olarak güneşe tapınma isimleri arasındaki yerini almıştır.

Babil kökenli üçlük inancındaki temel, üç tanrıyla gösterilen tek tanrı inancıdır. Bu özelliğiyle Baal, İştar ve Tammuz şeklinde görünen üç tanrı aslında Baal’de tek bir tanrı olarak bir araya gelir.Ancak asıl olarak Baal Marduk’tan geldiğinden, bu tek tanrı Marduk’tur.Görüldüğü üzre baal’ın kendini tanrı olarak öne çıkarması Marduk ve Nemrut(nımrod) olarak olmuştur.

Seherin oğlu hilal, parlak yıldız: Hilal (Helel Ben Shachar-İbr., Helel → Hilal → Lucifer).Hilal olarak kullanılan sözcük aynı zamanda yıldız anlamına gelir.Lucıfer hilalle hem de beş köşeli İştar yıldızıyla (pentagram) simgelenir.

Baal;İçerdiği isyan anlamıyla ilk şeytan dan adını almıştır.sayısı 666 dır.Canavarın sayısı (antichrist-anti isa)

Gelelim Hubal’a;

Hubal Arabistan’da ortaya çıkmış bir ilah değildir. Hubal adı incelendiğinde, bu sözcüğün o sıralarda Mezopotamya ve civarında yaygın olarak tapınılan bir ilah olan Baal ilahı olduğu anlaşılır. Baal sözcüğü başına Sami dildeki belgili tanım olan ha (eril) eki getirilerek kullanılarak Ha Baal (ingilizce: The Baal gibi) şeklindedir. Hubal aynı ilahın Arap Yarımadası’ndaki söyleniş biçimidir.

Hubal: Ha Baal -> Hu-bal -> The Baal

Hubal’ın Mezopotamya ve Kuzey Arabistan’dan geldiğine ilişkin diğer bulgular, bu ilaha ait tapınmayla ilgili özelliklerden görülmektedir. Hubal’a ait olan fal oklarıyla fal bakma geleneği Babillilerin fal bakma yöntemlerinden biridir. Hubal’la ilgili önemli bir konu da, Hubal’ın simgesinin Hilal olmasıdır.

Babillilerin fal bakma yöntemlerinden biridir. Hubal’la ilgili önemli bir konu da, Hubal’ın simgesinin Hilal olmasıdır.

Hilal şeklindeki Ay tapınması Babil’deki hilal, yıldız ve güneş tapınmasından doğmuştur. Hilal’in Babil ve Sümer’deki adları Sin ve İnanna’dır. Baal eski Babil’in baş ilahı Marduk’un diğer bir adıdır.

Hilal (Sin), Yıldız (İştar) ve Güneş (Şamaş) üçlüğü aslında tek bir ilahta, Marduk’ta birleşirler. Hilal Baal’la, yıldız İştar’la ve güneş Şamaş’ (Tammuz)la ayrı birer ilah olarak gösterilir. Marduk adı içeriğinde isyan anlamı bulunan bir sözcük olup, Babil kentini kuran Nimrod’un adından gelir ve Nimrod’un tanrılaştırılmış adıdır.

Baal adı yine Marduk’tan gelerek aynı ilahın egemen efendi sıfatını taşıyan bir adıdır. İçinde isyan etme anlamı bulunan Marduk asıl olarak ilk isyancı olarak Şeytan’ı simgeler. Şeytan için kullanılan bir ifade “Hilel Ben Şahar (Helel Ben Shachar)”, “Seher’in oğlu Hilal, Parlak Yıldız” anlamına gelir. Helel sözcüğünün içinde aynı zamanda “parlak yıldız” anlamı da bulunur.

Gelelim Allah ismi üzerine oynan oyunlara;

Şimdi Arabistanda aytanrısına Hubal,Sin gibi Babil kökenli isimlerle tapılmıştı.(Babille ilgili ayetler ilk yorumlardaki videodadır) ve Allah ismini bilen arabistanın kureyş bölgesinde ona Allah isminin kökeni olan el-ilah denmiştir.

Yani aytanrısına(hubal,sin) el-ilah demişlerdir.Allah’a(el-ilaha) ay tanrısı dememişlerdir.Zaten Arabistanda Allahı bilen fakat kendilerini Allaha yakınlaştıracağını düşünen Arabistan halkının putlara tapınmasını peygamber(s.a.v.) efendimiz yüce Allahın ayetleriyle yasaklamıştır.

Peki Allah (el-ilah) isminin anlamı nedir.Allah adı;Allah(الله): Kur’an-ı Kerim’de tanımlanan tek, eşi ve benzeri bulunmayan yaratıcının adı. Allah adı, Allah’ın zatını (Zat-i Akdes, En Kutsal Öz) içermesi dolayısıyla, bütün sıfatlarını ve En Güzel Adlar’ın (Esma-ül Hüsna) ifade ettiği anlamları da içerir.

Diğer adları, yalnızca ad almış durumlarını (müsemma) içerirler, sıfatlarını içermezler. Bu nedenle “Allah” adı İslam’daki Uluh-iyetin, özel adıdır (ismi hâss). Müslümanlar, Allah lafzının ardından Celle Celaluhu (c.c.) veya Teala (Yüce) gibi övücü sözler kullanırlar.

Allah kelimesinin kökeni olan el-ilah;El takısının türkçe karşılığı yoktur.El takısı arapça bilenler bilir, birşey için söylenirse mesela el-mektep(tr.okul) belli bir mektepten bahsedildiği anlaşılır.

Ama sadece mettep denirse hangi mektep olduğu anlaşılmaz ayrıca hangi mektebin olduğu söylenmesi gerekir.Yani şöylede anlatabiliriz.İlah’ın Türkçe karşılığı tanrıdır.Tanrı dendiğinde Allah(el-ilah) anlamı çıkmaz.Hangi tanrı sorusuyla beraber tanrı bir anlam taşır.

Tanrı-Tanrılar denilebilir.Ama el-ilah-el ilahlar denemez.çünkü belli bir ilahtan bahsedilmektedir.İlah-ilahlar denilebilir ancak.Yani Allah El- İlah belli bir ilahtır.Arapların İslam öncesinde Allah inancına sahip olduğu fikri yeni bir buluş değildir. Peygamberimizin babasının adı bizzat “Abdullah” (Allah’ın kulu) tır.İslam dininden önce de Allah kavramının Araplar tarafından bilindiği gerçeği Kur’an’da da bir çok ayette ifade edilir.

Bunlarda birisi şöyledir:Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) “Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (39 Zümer Suresi – 3) Bu ayetten de anlaşılacağı gibi peygamberimizin döneminde müşrikler Allah’ı biliyordu ama “Putlara bizi Allah’a yakınlaştırsın diye tapıyoruz.” diyorlardı.

Onların inancında Allah’ı tümüyle bir inkar söz konusu değildi. Sadece bazı putları ona ortak koşuyorlardı.Allah inancı, İslam öncesi diğer hak dinlerden gelmektedir. İslam dininin ilk geldiği dönemde İbrahim dininden gelen “Hanef Dini ‘’ de bu ortamda bulunmaktaydı.Hanefiler, bu dini dejenere etmekle beraber ,ilk başından beri var olan birçok ibadet ve inancı ana hatlarıyla korumayı başarmışlardı.

Bu yüzden İslam öncesinde de Allah inancı , hac, namaz, oruç gibi ibadetler bozulmuş da olsa halen mevcuttu. Dolayısıyla İslam geldiğinde, bu kavram ve ibadetleri onlardan almamış, aksine onları ilk defa insanlara buyuran Allah, yanlış yapılan uygulamaları düzelterek tekrar Hz. Muhammed (s.a.v.) vasıtasıyla bildirmiştir.

Bu kelime sadece Arap dilinde yoktur.Arapça’nın mensubu olduğu Sami dillerinde de bu kelime vardır.Ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve Hz.İsa’nın ana dili olan Aramice’de de aynı kelime vardır.Bu konuda Aramice bir sözlüğe ulaşamayanlara bir filmi kaynak olarak gösterebiliriz. Mel Gibson’un yönettiği “Passion” filminde, konu orijinali gibi olması için o dönemde konuşulan diller seçilmiştir. Filmde, İsa rolünde oynayan kişi de Aramice konuşmaktadır.

Gelelim hilal sembolüne;Buraya kadar anlattığımız şeyleri anlayan biri bunun devamını okuma gereği duymayabilir.Çünkü dinini bilen birine senin İlahının sembolü hilaldir dersen bunu söylediğin müslüman sana güler geçer.Belkide sağlam bir dayak yersin.Çünkü sembollerin değeri veya ifade ettiği nesne,olay yanlızca Allahın yarattığı olması kadardır.

Fitnenin yıkılan kalelerinden sonra benzetebildikleri tek şey hilal yada ay sembolüdür.Camilerin kubbesindeki ay sembolünün de Ay kültünün bir uzantısı olduğu delil olarak sunulmaktadır. Bu da oldukça desteksiz bir iddiadır.

Camilerin tepesine ay sembolü konulması Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. Hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır. Bu sembolü ilk kullananlar Emeviler de olmamıştır. Bu adet ilk defa Araplar tarafından değil, Türkler tarafından uygulanmıştır. Alparslan 1064′te Ani’yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haçı indirtip yerine büyük bir hilal koydurmuştur.

Ve bundan sonra bu uygulama gelenek haline gelmiştir.Ayrıca ay sembolü İslam öncesi Türk toplumuna ait bir simgedir. En son yapılan kazılarda bulunan sikkeler, ay sembolünün İslam öncesi Türkler tarafından kullanıldığını ve bir Türk adeti olduğunu ortaya koymaktadır.İslam öncesi Göktürklere ait sikkeler Kırgızistan’da yapılan kazılarda bulunmuştur. Bu sikkelerde göze çarpan bir nokta bunlarda da ay sembolünün kullanılmış olmasıdır.Yine ay takvimide Arabistanda zaten kullanılan bir takvimdi.Peygamberimizle gelen bir takvim değildi.

Kuran-ı Kerimde Güneş,Ay ve Yıldızlar nasıl geçiyor bakalım;

41:37 – Gece ile gündüz ve güneş ile ay Allah’ın kudretinin delillerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer sadece Allah’a kulluk yapmak istiyorsanız, onları yaratan Allah’a secde edin.

16:12 – Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.

6:96 – Karanlığı yarıp tanyerini ağartan O’dur. Geceyi, dinlenmek için; Güneş’i, Ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her şeye galip gelen ve her şeyi bilen Allah’ın takdiridir.

14:33 – Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi.

36:39 – Ay’a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

35:13 – O, geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdek zarını bile idare edemezler.

31:29 – Görmedin mi ki, Allah geceyi gündüze sokuyor, gündüzü geceye sokuyor. Güneş ile ayı da emrine boyun eğdirmiştir. Her biri belirli bir süreye kadar akıp gidiyor. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Evet.Gece mümin,gündüz kafir olunabilecek zamanlarda olduğumuzu söylesem sanırım bana sizde katılırsınız.İmanımızı korumaktan ve güçlendirmekten başka çare bilen varsa buyursun.

Mega plana giderken oynanan oyunları ve babilde atılan düğümleri çözmeye devam edeceğiz.Onlar koydukları isimlerin ebcedleriyle de Allaha meydan okumaktadırlar.

Hergün ve heran sizin için çalışmaktadırlar.Başka bir ifadeyle imanınız ve iradeniz için.

Ölmek önemli değil nasıl öldüğün önemli.Yada nasıl yaşadığın.İman hakikatlerini öğrenmedeki ve imanınızı korumadaki hassasiyetiniz ne kadar?

Yorum yap