İnanç Umutsuzluğu?

İnsanın umudunun tükendiği yerde devreye inançları girmiyor muydu?

Sen elinden geleni yaptın yada yapmadın en azından bir çaba mevcut ortada, ama olmadı. Olmuyor. Olmayacak.

Bu noktadayken insanın elinde kalan tek şey el açıp dua etmesi olmuyor mu? Göklerden, yaratıcısından yardım beklemek ve bunun verdiği umutla ayakta durmak..

Bu bitmeyen cümle aslında paragraflara bedel gerçekten anlayabilince.

Çünkü öyle daha da başka bir bakış açısıyla bakarsak:

Bir insanın sana kötülüğünü dünya sistemleriyle cezalandıramıyorsun mesela, ne mahkeme sana çare oluyor ne kurallar nede hukuk. Ama o insanın sana kötülüğü çok büyük, belki de hayatını aldı elinden ama normal sistemler altında kanıtlayamadığın için adam haklı durumda sen haksız. Adam senin hayatını bitirdi be..

Burada da araya “umut” bir el atmıyor mu gerçekten?

Diyorsun ki: “İlahi adalet var, bu dünyada olmadı ama öbür dünyada hakkımı alacağım”

Bak bu umutların en güzeli. Çünkü en azından kendini intikamdan arındırıp güzel bir noktaya çekebildin, bunun bilinciyle hayata devam ediyorsun.

Peki bu iki örneklemenin de ortak noktası nedir?

Bildiğimiz üzere umutlar.

 

Peki umutlara dahi umut beslemeyen ben, yaradanın dahi dualarıma cevap vermeyeceğini/vermediğini bilen ben veyahut sen..

 

Yahu biz nasıl yaşarız? Neyle yaşarız? Ve neden yaşarız?

 

Bu karmaşadan nasıl çıkılır?

Yorum yap