Nurgenekon örgütü.

Oldukça ilgi çekici bir başlık oldu sanırım. Ama hak verin en az ergenekon gibi yapılanan bir cemaat var karşımızda. Tek farkı sadece gizli olmamaları sanırım. Gizli değil diye biliyoruz ama bizim bilmemiz gerektiği kadar öyle tabi ki. Saman altında dönen asıl olayları, uzantıları bilmiyoruz. Nur cemaati nedir ne değildir? Cemaat evlerinde, yurtlarında kalan her insan az çok bu insanların gerçek yüzünü görmüştür biliyordur vesselam. Herkesin yaptığı bir çıkışla başlayayım, onu vurgulayayım ki yazıyı okumayı bitirdikten sonra klişeyi sormasınlar; “Hepsi aynı mı? İçlerinde iyi niyetliler yok mu?” tarzı bir çıkıştan bahsediyorum. Elbette var,%10 gibi cuzi bir rakam bize bu iyi insanların rakamını verir, sadece din için hizmet veren çıkar peşinde olmayan bu kısımdır bu. Onları takdir ediyoruz, bu %10’luk kısma gerçekten giriyorlar ise zaten bugünlerde cemaat ile aralarında soğuk rüzgarlar esmesi lazım. Yüzlerini çevirmeliler yani bir bakıma.

Şimdi gelelim asıl konumuz olan %90’lık kısma. Bu kısım ayrım yaptığımız kalan o diğer küçük kısıma oranla cemaatin daha üst rütbelerinde yer alan insanlar. Her ne kadar inkar etseler de gözlerini para ve hırs bürümüş kısımdır bu bahsettiğim. Şimdi sizlere vefa borcu adı altında cemaat üyelerine yıktıkları sistemden biraz bahsedeyim. Bu vefa borcu nedir, doğru mudur ne tür saçmalıklar içerir misal.. Bu konu için eğitim noktasında en üst kısımdan başlayıp ilk okullara kadar dayanan bir şema şeklinde inceleyelim. Görsel ile canlandırsam daha iyi kavranırdı fakat hayalinizde canlandırmanız zaten kolay olacaktır başlayalım. Özellikle zor durumda olduğu için cemaat evlerini tercih eden bir üniversite öğrencisi kısmı var, bu kısım muhtemelen daha önceden de cemaatin dershanelerinden birisine gitmiş, veya ders çalışma adı altında cemaat propagandalarının yapıldığı evlerinden birisine gitmiştir. Orda bu öğrencilere form doldurta biliyorlar gönül rahatlığıyla, formda genel bilgiler oturduğu yer cep telefonu vs bilgileri girmeleri sağlanıyor. Bu bilgileri girdikten sonra hayırlı olsun onlara göre resmi(!) bir “nurgenekon” mensubusun.  Yahu hangi cemaat bu kadar resmi iş yapar hale geldi? Bilemeyiz çok kurcalamamak lazım açıkcası. Her neyse ders ümitleriyle gittiğiniz evde derslere vakit ayırmaktan çok hoca efendilerinin videolarını izlemek zorundasınız. Hoca efendilerinin kitaplarını okumak zorundasınız. Hoca efendilerini sevmek ve saygı duymak zorundasınız. Bakınız bizim Yüce Kuranımız der ki: “Dinde zorlama yoktur. Artık doğrulukla eğrilik birbirinden ayrılmıştır. O halde kim tâğutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam kulpa yapışmıştır. Allah işitir ve bilir.” (Bakara Sûresi, 256. Âyet). Sevgili cemaatimizde var ama. Neyse konu şimdilik çok dağılmasın üniversite yapılanmasından bahsediyorduk, durumu çok iyi olmayan tertemiz gençler bir yere kazandığı zaman onu anne ve babasından önce cemaat abileri arar. “Hayırlı olsun maşallah mübarek kazanmışsın, gideceğin ilde ki cemaat evlerimiz de ki abilere numaran verildi onlar sana ulaşacaktır inşallah.” tarzı bir muhabbet döner aslında arka planda ama sizin algıladığınız tek kısım “tebrik ederiz, hayırlı olsun” bitti. Her neyse üniversiteyi kazandığınız ile kayıtlar için gidersiniz. Orada sizi günde 5 – 6 kez arayıp hal hatırınızı soran yerinizi soran cemaat abileri karşılar. Gayet sevecen mübarek yaklaşımlarıyla sizi etkiler. İşiniz biter, ilk gideceğiniz yer ya cemaat evidir yada cemaat yurdu. Adamların sizin üzerinizden para kazanabileceği en mümkün yerler orası çünkü.

Malum durumunuzun kötü olduğundan bahsetmiştik, şimdi kötüyse cemaat yurduna, daha kötüyse cemaat evine gidersiniz. Gitmek için kendi fikriniz yeterli değil, belki başka olanaklar bulup başka bir şeyler düşünebilirdiniz, ama bu konuda sizinle aranıza aileniz girer. “Cemaat iyidir, fazladan namaz kılarsın kötü mü işte” tarzı cümleler de üstüne eklenince kaçarınız olmadan cemaat ile anlaşmak zorunda kalırsınız. Geçersiniz yurdunuza, evinize.. Artık onların himayesi altındasınız her ay ödemek zorunda kaldığınız 200 küsür lira aidat var, bazen bu cemaat abisinin kalitesine göre cemaatin üst kollarına gider bazen kendi cebine, kanıtlayamayız başkalarının da günahına girmeyelim vesselam onu konuyu geçiyoruz 🙂 Her neyse bir evden her öğrenci başı kazandıkları miktar ile giderleri karşılaştırdığınız zaman ki bunu zamanında rezil bir matematiğim olmasına rağmen ben bile hesaplaya bilmiştim. Çok ciddi bir artan miktar var, bu para nereye gidiyor? Cemaatin döner kasasına elbette. Onlarda bi şekil kullanılıyor elbette. 81 il yüz binlerce öğrenciden gelen para bu, çok düşüncelisin fazladan dershane açma bu parayla yada ne bileyim imparatorluğun için bir bina daha yapma, gelirin yeter sana neden artırmak zorundasın? Hırs, güç neler neler kim bilir. Bu kadar maddi imkanın varsa şu ülkende ki yoksulları bir gör. Bilmem kaç yüz bin tane öğrencinin kaydını tutuyorsun rahatlıkla ulaşıyorsun araştırtabiliyorsun etrafında ki yoksulları görmek sana zor mu gidiyor. Paranla 3 tane dershane açacağına git 8 tane aş evi aç. Yoksulları doyur bişeyler yap. Bu kazancın sonu nereye gidecek neyin peşindesin diye sorarlar adama.Maddiyatı bırakıp şemanın bir alt basamağı olan lise durumlarına bakalım.

Lise öğrencileri yaşları ve karakterleri bakımından kolay kandırılabilir, kolay değişebilir olmasından dolayı lise 1. sınıftan itibaren bünyelerine karıştırılmaya çalışıyor. Lisa 1. sınıftan itibaren cemaat evlerinde üniversteli abilerinin yanlarına gönderiliyor. Her ne kadar yapmak istemese de zorunda olan sevgili cemaat abileri(yeni gelen kısım tecrübesi olmayanlar 🙂 ) hoca efendilerinin videoları ve kitaplarıyla liseli kardeşlerini de kendi aralarına katmaya çalışıyor. Burada bir keseyim yazıyı, şemaya üstten başlamamın sebebi zeki ve normal çocukların ayrımının nasıl yapıldığını ne türde ayrıcalıklar tanındığını her şeyin başladığı şemanın başlangıç bölümünde özellikle vurgulama isteğim.

Şimdi devam edelim. Lise dedik, 4 yıl sürecek olan bir aşama, eğer cemaat abileriyle lise 1. sınıftan itibaren tanışık olma zorunda bırakılmışsanız işiniz daha zor. 4 yıl boyunca zorlandığınız sohbetler kamplar vs derken beyniniz doldurulacak çünkü. Ne kadar geç o kadar iyidir. Aslında en sıkıntılı yıl lisenin 4. yılı başlar. Çünkü cemaatin dershanelerinden birisini tercih etmek zorundasınız. Yoksa ilişkinizi bile keserler maazallah kazanırsanız falan cemaatin yurtlarından birinde indirimli olarak kalamazsınız dikkat  🙂 . Neyse size güya bir takım indirim saçmalıkları falan derken imparatorlukları için büyük bir maddi kaynak olarak bulursunuz kendinizi. Dershane olarak başlar, kamplar, kitaplar, etkinlikler, sohbetler diye devam eder ki bunların hepsi için sizden ayrı ayrı para alacaklar, vermeme lüksünüz yine yok :). Aman Allahım triplere girenlerini bile gördüm. Siz görmeyin Allah göstermesin yani. Şimdi liselerde de baş gösteren ayrıcalıklı ve özel kesim öğrencilerinden burada çok bahsetmeyeceğim birazdan gireceğim şemanın başlangıç kısmı olan bölüm her şeyi açıklayacak o konuda. Velhasıl lise hayatınız boyunca da cemaatin zenginliğini katlıyorsunuz istesenizde istemeseniz de.

Şimdi şemanın başlangıç noktasındayız. “Ağaç yaşken eğilir” atasözü burda huku bulacak. Burada ilkokul kesiminden bahsediyoruz. Her şeyin başladığı kısımdan yani. Malum liseye giriş sınavları. Obs, oks, falanse, filanse derken çok sayıda değişimler gören bir sınav sistemi. özellikle obs sınavı dershanelerin zenginliğini 3 kat artıran bir sısnav sistemi idi. Malum şimdi kapanacak diye bir yerini yırtan cemaat obs sınavı zamanlarında göbek atıyordu göbek. Neden demeden önce düşünürseniz az çok anlayacaksınız. Malum 3 aşamalı olan sınav 6. 7. ve 8. sınıflardan itibaren her sene girilen ayrı sınavları bas alıyor. Bu da oks sınavına kıyasla öğrencinin son sınıfta dershaneye gitmesinin aksine son 3 sene dershaneye gitmesi anlamına geliyor. Dershaneler nasıl sevinmesin? İşte o dönem asıl zenginlikleri tavana ulaşmıştır ne mutlu onlar adına ki. O zamanlardan beridir dershaneye giden minikler cemaatin şefkatli kollarında kendilerini buluveriyorlar. Bunu çocuklar düşünemedikleri için bunun sorumluluğu ne yazik ki ailelerde oluyor. Malum içlerine girip çok vakit geçirmeyen anne babalar dahi asıl amaçlarını bilmedikleri cemaati “iyidir” mantığıyla tasvip ediyor ve çocuklarını özellikle onların dershanelerine yönlendiriyorlar. Zaten reklam konusunda da kusursuz olmaları bu konunun ayrı bir nedeni.

Çocuklar ilkokul zamanlarından başlayan bir beyin yıkama operasyonuna maruz kalıyor, dersler arasında hoca efendi sohbetleri, kitapları, videoları gibi pek çok etkinlikte yer almaya zorlanıyorlar elbette. Her dershanenin yaptığı seviye belirleme sınavları sayesinde zeki öğrencilere ayrı sınıflar oluşturuluyor. Ayrı ilgiler gösteriliyor ayrı indirimler uygulanıyor, e bu yanlış mı? değil. Sorun bu değil arkadaşlar her dershane yapıyor bunu her insanın zeka seviyesi aynı değil her ne kadar doğru olmasa da ayrın yapabilirsin tamam anlaştık, ama sana en yüksek ücretleri ödeyen bu tembel(?) yada zeka seviyesi düşük olan kesim, neden onlara olan ilgi tamamen bir rol? Neden onlara sadece ders dinleyen para parçacıkları olarak bakılıyor? Neden sürekli kitap almaya sohbetlere, kampalra gitmeye zorlanıyorlar?

Yukarda ki soruları tekrar okuyun ve cevabını şurada bulun sistemin özeti şudur: Zeki kısım eğitilecek, yüksek mevkilere gelecek olan kısımdır. Onlar öyle bir ayrıcalıklıdır ki bütçenin büyük bir oranı onlara tahsil edilir, ayrı ilgiler gösterilir, sebepleri sadece reklam mı? Değil burada cemaatin en büyük vasfı olan vefa borcu araya giriyor. Bu borca maruz bırakılan kesim bu özel sınıflar, iş edinene kadar bu ayrıcalıkları devam edecek neden? Çünkü bu çocukların iyi yerlere gelecekleri aşikar. Onları sürekli göz altında tutacaklar ki vefa borcu adı altında onlara iş güç sahibi olup iyi yerlere geldiklerinde hizmet edebilecekler. Maddi ve manevi olarak elbette. Buna en güncel örneğimiz ne olabilir? Hakan Şükür’ün istifası. Adam vefa borcunu ödedi işte. Şimdi görevden alınan emniyet müdürleri misal. Onlarda ödediler bu borcu ki karşılığı sert oldu.

Peki ya diğer masun kısım? Onlar sadece paralar. Maddi gelir onlar, onlar olmasa ayrıcalıklı kısım yükselemez, ayrıcalıklı kısım hak ettiği yere gelipte cemaate hizmet edemez. Bu kısmın tek yaptığı onlar için maddi kaynak olmaları. Cemaatte bu kısma sadece o gözle bakacak ve sömüre bildiği kadar sömürecektir.

Yada “sömürecekti” mi demeliydim. İşte dershanelerin kapatılması bu amaca balta vurdu. Ee cemaat buna sessiz mi kalacaktı elette ki hayır bağlantılarını kullanacak herkesten vefa borcunu dileyecek bi şekilde dershanelerinin yani maddi gelir kaynaklarının devamını sağlayacak girişimlerde bulunacaklar. Bunu da emniyet bağlantılarıyla yapmaya çalıştılar. Malum yolsuzluk olayları gibi, şuan gündemde yer alan..

Hamleleri bitti mi dersiniz? Hayır bu yapabilecekleri en ufak hamleydi. Cemaat ve iktidar savaşı resmen başladı. Birçok köşe yazarının da söylediği üzere Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar da devam edecek. İşte o zamana kadar cemaatin çıkarları uğruna ne kadar çirkinleşebileceğine şahit olacağız. Ne tür skandallar ile gelirler bilmeyiz. Ama benim korkum çıkarları uğruna terör’ü bile kullanacakları kadar düşmeleri. Bilmiyorum artık çıkarları mı ağır basacak dinleri mi göreceğiz. Çok zuun bir yazıydı okuduysanız hem tebrik ederim hem teşekkür 🙂

Benzer Yazılar

Yorum yap