Sıkıntılı İstanbul Ziyareti..

“Sıkıntı” kelimesinin gerçekten hakkını verebilecek olan bir anı ile baş başayız. Malumdur İstanbul’u severim gezip görmeyi en çok istediğim şehirlerin başında gelir, neyse 5 Kasım günü İstanbul’a gidebilecek olmanın huzuruyla hazırlıklara başlamış ertesi gün İstanbul yolcusu olmaya karar vermiştim. Neyse 6 Kasım Cuma günü yani İstanbul’a gideceğim gün uçak biletimi vs hazırlayıp hava alanı yolcusu oldum. Fakat hissettiğim ufak bir talihsizlik vardı hissediyordum. Malum lanet hastalığım FMF kendini çok hafif bir şekilde hissettiren ataklar ile adeta ben buradayım der gibiydi. Neyse dedik havalar soğuk belki farklı bir durumdur, inşallah üşütmüşümdür de atak yakın değildir gibi düşüncelerle pozitif kalmaya çalışsam da malum korku içimdeydi.

İlk defa hava yolu yolculuğu yapacağım için oluşan ufak miktarda heyecanı bastıra bilmişken saat 11:46 civarında İstanbul Sabiha Gökçen Hava limanına sorunsuzca varabilmiştim. Grup olarak gittiğimiz için günü birlik dönecek ve bir konferansa dahil olacaktık. Cuma namazından sonra Ümraniye’ye gitmek  için ilgili otobüse binerek kısa yolculuğumuza başladık. Sanırım gittiğim bölge açısından olacak hep gözümüzü korkutan malum İstanbul trafiği gözüme çarpmadı. Fakat yolculuğumuz ona rağmen biraz uzun sürdü. Otobüste ki yolculuk sırasında ağrım uçağa bindiğim zamanki ağrıya nazaran bir miktar daha artmıştı. Ama halen pozitif düşünmekte ısrar ediyordum, “tamam kaderimdir bu ağrı atakları gelecek bekliyorum ama şimdi zamanı mı yahu!” tarzında düşüncelerle doluydum fazla ihtimal vermiyordum.

Otobüs yolculuğu bitince  inmemiz gereken Ümraniye Tepeüstü durağında durarak gideceğimiz mekana intikal etmek amacıyla yola koyulduk. Yol boyunca çevrede ki bir çok mekan ve alışveriş merkezleri dikkatimi çekmişti, gidip görecek veya daha fazla inceleyecek kadar vaktimiz olmadığı için bazılarının dış görünüşleriyle yetinmek zorunda kaldım elbette!. Fazla resim çekemedim acele acele gitmekten ama yolun kenarından çektiğim karelerden birisini sizlerle paylaşayım:

Gönül ister ki daha fazla ve daha özenle çekilmiş fotoğraflar olsun ama şimdilik bu kadar var elimde (: Gördüğünüz üzere İstanbul da manzara adına görebildiğim tek şey bu oldu. Kapalı mekanlardaydım çünkü hep. Deniz’i bile uçaktan görebildim yahu. Neyse biraz daha ileri saralım. Yine yaklaşık olarak duraktan sonra 20 – 25 dk süren bir yürüyüş ardından intikal etmemiz gereken Princess düğün salonuna vardık. Oldukça büyük bir düğün salonunun en üst 2 katı kiralanmıştı.

Çünkü yaklaşık olarak 5 bin kişinin intikal etmesi bekleniyordu, Türkiye içi yurt dışı vs. Peki neresiydi bu gittiğimiz yer? Neciydi gibi sorular oluşabilir. Onu da kısaca anlatayım, MİHR Vakfının düzenlediği bir doğum günü toplantısıydı, doğum günü MİHR vakfının kurucusu İmam İskender Ali MİHR’in idi.Sizle gittiğimiz grupça çekildiğimiz bir kaç resmide paylaşayım çektiğim insanların çektiğimden haberi olsada paylaştğımdan haberi yok inşallah bişey demezler (:

 

( üstlerine basınca büyütürüm aslında ama çokta gerek yok şimdilik idare edin)

Aslında cemaat’e şüpheli bakıyor olsamda o gün gördüğüm ve duyduğum bazı olaylardan sonra şüphelerim kayboldu, fakat bu dini ve cemaatvâli (böyle bir kelime yoktur ben uydurdum) konulara girmek istemiyorum ama bir kaç videom var size!

            

(  işte bunu büyütmeniz lazım bence çok küçük bir player seçtim nedense )

Neyse şimdi zamanın hastalığım ile olan paralelliğinden devam edeyim, program saat 6’da başlayıp gece 12 de son buldu. 6 da artık orta derecede olan ağrılarım gece 12 ye kadar şiddetini iyice artırdı. Artık program son bulup da hava alanına geri dönme vakti gelmişti. Yine uzun bir yolculuk ile hava alanına ulaşabilmiştik. Gece olması ve İstanbul’un soğuk bir havasına denk gelmemiz nedeniyle oldukça üşümüştük, zaten malum atağın başlaması özellikle gece vaktiyle doruğa ulaşmıştı.

Malum grupca cemaat olunca hava alanında ilk uğrayacağımız yer mescid oldu. Biraz sıcak olunca tabi biraz huzur buldum. Bir yandan ağrılar yüzünden kıvranıyor bi yerden karnıma bastırarak acının bir nebzede olsa geçmesi için çabalıyordum, ama elbette ki biliyorum geçmeyecek. Ama en azından daha da şiddetlenmemesi için bişeyler yapmalıydım, çevreme baktığıda mescidin amacı dışında bildiğiniz yatakhane olarak kullanıldığını görünce tabi biraz dinlenmeye çalıştım ama o ağrılar ile o çok mümkün olmuyor.

Neyse şans falan kazara olsa gerek uyumuşum az bişey. Ardından “burda uyumak yasak beyler!!” diye dürten bir görevlinin sesiyle uyandım mecburen. Uyanınca anladım artık ağrıdan duvarları yumruklama zamanım gelmişti. Saat gecenin 3’ü saatim 6:45 de, malum 3 saatten fazla çekmem lazım bu acıyı, hastaneye gitsem sabaha kadar çıkartmayacaklarını biliyorum bu sefer uçak kalacak, falan o ağrıyla kafamda deli sorular dönüyor. En son çareyi kat kat giyinip bi köşede diz çöküp beklemekte buldum.

Artık Allahım güç vermiş olacak ki 3 saat daha bekleyebildim. Ardından şükür ki uçağa binmek nasip oldu, bindiğim andan indiğim ana kadar hatırladığım çok az şey var çünkü acının etkisiyle bayıldım mı uyudum mu artık onu tam anlayamadım.

Sonunda 45 dakika sonra konyaya iner inmez Meram Tıp Fakültesi Acil Servisine yatırıldım. Serumları sayesinde bir miktar ağrılarım geçti. Her zaman ki gibi ağrılarım hafifleyince gönderecekleri normal bir FMF atağı olarak görüyordum olayı. Taki doktor elinde dosyam ile gelip genel cerrahiye gönderileceğimi ve ameliyat olma ihtmalimin yüksek olduğunu söylene kadar.

O an söylediği sebebiyet akut apandist idi. FMF hastalarında apandistin bulunmasının çok riskli olduğunu ve alınması gerektiğinden bahsetti. Neyse şaşkınlığında etkisinde bir odaya yatırıldım. Ağrılarım 1. gün dinmeye başladı. 2. ve 3. gün tamamen dinmişti. Lakin 3 gün boyunca çektiğim tek sorun sürekli halsizlik 24 saatin 18 saatini uyarak geçirmem falandı. Sanıyorum ki ilaçlardandır. Öyle ki artık erdikleri serum sayısını saymayı bile bıraktım ne denli çok olduğuna dair fikrim yok.

Neyse ki bugun yani 3. gün öğleden sonra taburcu edildim. Fakat akut apandisit tanısını koyulduğu için risk halen devam ediyor ve alınması şart durumda. İnşallah 2 veya 3 gün sonra giidp o durumuda kesinleştirmeyi düşünüyorum. Genel fikrim alınacağı yönünde elbette. Hayırlısı neyse o olur inşallah diyelim. Arayıp soran mesaj atan herkese sonsuz teşekkür ederim yanlız bırakmadınız iyi ki varsınız.

Yorum yap